GÜNDEMİ TAKİP EDELİM

21 Kasım 2013 Perşembe

MiNi MiNi BeŞlEr :)

Güzel bir perşembe gününün ardından herkese iyi akşamlar öncelikle.Bugün yine dolu dolu geçti.Telefondan bilgisayarıma resimleri aktarırken minik 5 lere dengeli beslenme yaptırdığım güne takıldı gözüm.Öyle güzel fotoğraflar varki içten,samimi..Çocukluğumu hatırlattı bana duygusala bağladım..


Çok eğlendik o gün..Bir kez daha iyiki öğretmen olmuşum dedim :)
Akşamda sevgili Pınarcığım yemeğe çağırdı beni.Yemek sonrası da Aşure yedik afiyetle sıcak sıcak onu da resmettim tabiki:)
Pınarcımın annesine de teşekkürlerimi sunuyorum tekrar.
Bende onlara sarmamdan götürdüm pişirip;
Okuldan blogumu okuyan arkadaşlara da yarın ikram edeceğim tabiki :)
Herkese selamlar,iyi akşamlar


 

20 Kasım 2013 Çarşamba

SARMALARIM

Selam :)
Bir günlük aradan sonra tekrar yazmaya karar verdim.Merak etmeyin ama dünün telafisi için süper bir tarif yayınlayacağım sizlere.Hatta iki bile olabilir :)
Tabi dün yazmayınca blogumun tıklanma oranı oldukça düşmüş.Ama canlı tutmak için elimden geleni yapacağım.
Bugünde rutin günlerden biriydi.Ama öğle arası baktığımız fal ve yapılan yorumlar benim için çok değerliydi.Güzel dilekler ve hisler için sevgili öğretmen arkadaşlarıma çok teşekkür ederim :) Faldakilerin bir an önce çıkmasını da dilerim :))
Gelin gelelim tarifime:
ETLİ YAPRAK SARMASI
Malzemeler :
1 Bardak kadar kuyruk yağı (yoksa zeytinyağı kullanın)
250 gr kıyma
Kemikli et
1 kase bardağı bulgur
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
Karabiber
Pulbiber
Tuz(yaprak tuzluysa tuza gerek yok)
Yapılışı :
Bulgur kaynar suda şişirilir.üzerine tüm malzemeler eklenip yoğrulur.Sarmayı yapacağımız tencerede yağı yakıp salça yakılır.Üzerine kemikli et eklenir.Sonra sarma bilinen yönteme göre sarılır.


Benim çok zamanımı aldı ama değdi doğrusu:)Piştikten sonra diğer resimleri de ekleyeceğim.
Ne diyelim yeme de yanında yat derler ya aynen öyle oldu bu (:


18 Kasım 2013 Pazartesi

İYİ GECELER CANIM OKURLARIM

Yorgunum,uykum da var ama sizlere iyi geceler demeden uyumayayım dedim.Bloga yazmak zorunluluk haline geldi :)
Aslında az önce okuduğum bir haberden dolayı biraz buruk bir iyi geceler oldu bu..
Büyük usta Nejat Uygur u kaybetmişiz.Birazcık araştırma yaptım hakkında sizlerle de paylaşmak istiyorum
Nejat Uygur heykelcilik fakültesinde okuyormuş ama bırakmış.Değişik sporlarla ilgilenmiş.65 yıldan fazla süredir tiyatro ile ilgilenmiş.55 ten fazla ödül almış,1998 yılında Devlet Sanatçısı unvanını almış...Bu kadar kısıtlı anlatmak doğru değil belki ama yaşamını uzun yıllardır tiyatro alanı ile sürdüren bu insan hakkında kayda değer bilgi bulamadım.belki ölümünden sonra birkaç köşe yazısı daha yazılır.Belki de adına yeni kurumlar kurulur.Her zaman öyle olmamışmıdır zaten...
Benim de hemşerim ayrıca...
Hastalığı ve yaşamının son dönemlerinde geçirdiği günlerini anlatmak istemiyorum.Biz en iyisi onu her oyununun sonunda olduğu gibi gülümseyerek hatırlayalım.Kendisine Allah'tan rahmet,yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Yarın görüşmek üzere...

Günlük

SELAM :)
Az önce okuldan geldim.Hemen blogumun başında buldum kendimi.Birazcık gün içerisinde yaptıklarımdan ve yapacaklarımdan bahsedeyim dedim.
bugün okuldan erken çıktım.Gerçi rutin günlerdendi ama bağırmaktan boğazım ağrımış şuan hissedebiliyorum :)Yarın daha da yoğun olacak nöbet varrr kurs varrr :(ayyy bir de yoğurt yapcam onu unutmuştumm.7/24 mesai oldu benimkisi.
 Eve gelip Türk filmi açıp kahvemi aldım elime:)birazdan da ne zamandır elimde olan Dan BROWN ' un Cehennem adlı kipatını okuyacağım kısmet olursa.Bugün tarif vermicem haftasonu hazırladıklarım bitmedi çünkü.Ama önceden hazırlamış olduğum tariflerden akşam bir sürpriz yayınlarım belkim bakalım.
Kitap demişken Canan Tan'ın En Son Yürekler Ölür adlı kitabında çok sevdiğim bir bölüm vardı.Ölüdeniz'in efsanesini anlatmış.Birden aklıma geldi.Sizlerle de paylaşayım.
Ortaçağda Suriye ve Mısır'dan kalkan gemiler Yunanistan ve Oniki Adalar'a mal taşırlarken buralardan geçerlermiş.Gemileri için gerekli olan suyu da bu koylardan alırlarmış.
Günlerden bir gün suyu biten teknelerden birinin yaşlı kaptanının genç ve yakışıklı oğlu su almak için geldiği bugünkü Belcekız Koyu'nda,güzeller güzeli Belcekız'la tanışır.O kadar güzeldir ki Belcekız,genç kaptan görür görmez aşık olur bu Yörük kızına.Belcekız'ın içi de bir hoş olmuştur genç kaptanı görünce.O günden sonra,koyu çepeçevre saran dağların yamaçlarında genç kaptanın gelişini özlemle bekler Yörük kızı.Genç kaptan su alma bahanesiyle koya geldikçe sık sık buluşmaya başlarlar.
Bir gün baba-oğul iki kaptan bu koyun açıklarında fırtınaya tutulurlar.Genç kaptan,Belcekız'la buluşmalarından bu koyun bütün özelliklerini bilir.Dağların arasında rüzgarsız,kapalı,küçük bir koyun daha olduğunu,oraya sığınabileceklerini söyler babasına.Ancak oğlunun gönül macerasını bilen yaşlı kaptan,onun kızı görmek uğruna gemiyi parçalayabileceğini düşünerek kabul etmez.Aralarındaki tartışma öyle çetin bir kavgaya dönüşür ki yaşlı kaptan tam kayalıklara çarpacaklarını sandığı anda,bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar.O an denizin çarşaf gibi dümdüz,rüzgarsız bir koya açıldığını görür ama,iş işten geçmiştir...
Tepedeki kayalıkların üzerinde sevgilisinin gelişini bekleyen Belcekız,onun öldüğünü görünce kendini kayalıklardan aşağı bırakır.
O günden sonra güzeller güzeli Yörük Kızı'nın canına kıydığı koya Belcekız,genç kaptana mezar olan diğer koya Ölüdeniz adı verilir.

Ne güzel bir hikaye değil mi..Allah bizede efsane aşklar nasip etsin diyeliiimmm..

Birazdan spora gidicem.Allahımmm çooookkkk yoğunum çokkk:)
sizlere iyi okumalarrr bana iyi sporlarrrrrr
HOŞÇAKALIN...

17 Kasım 2013 Pazar

tekrar merhabaaaaaaaaaaaa:)
çoookkkk yoğun bir günün ardından blogumla biraz ilgilenip yoğun akışa bırakıcam kendimi tekrar.bu aralar o kadar hızlı akıp gidiyor ki zaman...haftaiçi okul haftasonu ev işleri derken bir de bu blogu açtım başıma :)
ama günün sonlarına yaklaşırken hazırladığım çorbayı içip tekrar enerji doldum :)
sabahtan beri kemikli etlerimle uğraşıyorum sonunda onları da değerlendirdim.suyuna da çok lezzetti ve sağlıklı bir çorba yaptım.birazdan yayınlayacağım tarifesini sizlere :) resmini de çektim sıcak sıcak :)
EZOGELİN ÇORBASI
Malzemeler :
Yarım su bardağı mercimek
1 çorba kaşığı pirinç
1 adet kuru soğan
Et suyu
1 çorba kaşığı un
Tereyağı
Pulbiber
Kekik
Nane
Tuz
Yapılışı :
Soğan,mercimek ve pirinç haşlanır.haşlandıktan sonra blenderdan geçirilir.ayrı bir kapta un yağda kavrulur.üzerine ılık su eklenir.krema kıvamına gelince üzerine blenderdan geçirdiğimiz karışım eklenir.kısık ateşte pişirilir.en son tereyağında kırmızı biber,nane,kekik yakılır.çorbanın üzerine eklenir.(bu aşamada en çok sevdiğim de cızzzzz sesi ve müthiş koku :)
Afiyet bal şeker olsunnn
işte bu da resmisi :
hadi şimdi ben kaçar akşam oturmasına gideceğim.bugün geç oldu ama siz de yarın akşam için deneyinn :)





16 Kasım 2013 Cumartesi

azimli günümdeyim bir tarif daha :)
benim gibi erişte sevmeyenler için hem pratik hem erişteyi sevdirecek bir tarif..

ERİŞTE SALATASI
malzemeler :
1 kase erişte
2 salatalık
2 kase yoğurt
dereotu
ceviz
tuz
sarımsak
yapılışı :
erişteler suda haşlanıp süzülür,soğumaya bırakılır.ayrı bir kaba salatalıklar rendelenir.üzerine dövülmüş sarımsak eklenir.soğuyan erişteler de bu karışıma eklendikten sonra yoğurt dökülür.üzeri dereotu ve cevizle süslenir.

Ve bu da geleneksel hale gelmiş dereotlu poğaçamın tarifii:)çok lezzetli oluyor.mutlaka denemenizi tavsiye ederim.lezzet veren kısmı özellikle yoğurt kaymağı.evde yoğurdumu kendim yaptığım için kaymak bulmakta hiç zorlanmıyorum.hatta yoğurttan çıkan kaymaklarımı başka bir gün değerlendirmek için buzlukta donduruyorum.bir de kabartma tozu yerine karbonat kullanın çok daha fazla kabardığını göreceksiniz.peynir olarak ise köy peyniri kullanırsanız tadından yenmez.afiyet olsun :)

DEREOTLU POĞAÇA
Malzemeler :
Yarım demet dereotu
1 Tatlı kaşığı karbonat
1çay bardağı zeytinyağı
Peynir
1 kase yoğurt kaymağı(yoksa yoğurtta olabilir)
2 yumurta(birinin sarısı ayrılacak)
Aldığı kadar un
Yapılışı :
tüm malzemeler hamuruna eklenir.yumuşak bir hamur yoğrulur.(azıcık elinize yapışırsa daha lezzetli olur.)poğaça şekli verilip üzerine yumurta sarısı sürülür.isterseniz susam da ekleyebilirsiniz.
önceden 200 dereceye ısıtılmış fırında üstleri kızarıncaya kadar pişirilir.

yeni çektim dumanı üstünde hala.tadı da bir o kadar enfes :)

merhaba :)

blog açma fikri için öncelikle sevgili rugan ayakkabı giymeyen kız a teşekkürler.
hem günlük yazma fikrinden hoşlandığım,hem de beğenilen tariflerimi yayınlamak için bu blogu açma ihtiyacı duydum.
çok uzun yazamayacağım çünkü akşam misafirlerim var.en iyisi onlar için yaptığım orijinal ıspanaklı kekimin resmini ve tarifini göndereyim
ISPANAKLI KEK
malzemeler :
1 çay bardağı mısır yağı
3 kahve fincanı un
1 paket kabartma tozu
yarım çay bardağı püre haline getirilmiş ıspanak
3 çay bardağı şeker
3 yumurta
yapılışı :
şeker ve yumurta beyazlayıncaya kadar çırpılır.üzerine ıspanak püresi ve yağ eklenir.ıspanaklar dağılıncaya kadar çırpılır.un ve kabartma tozu da eklenip karıştırılır.170 derecede ısıtılmış fırına verilir.fırına verildikten sonra krema hazırlama aşamasına geçilir.
kreması :
1 çay bardağı şeker
2.5 su bardağı süt
1 paket vanilya
3 yemek kaşığı un
yapılışı :
tüm malzemeler karıştırılarak pişirilir(vanilya hariç).kaynadıktan sonra vanilya eklenir.ocağın altı kapatılır.ara ara karıştırılır.soğumuş kekin üzerine soğumuş krema dökülür.