GÜNDEMİ TAKİP EDELİM

31 Ocak 2016 Pazar

BU AKŞAM---ÖZLEDİKLERİM

İyi geceler sevgili okurlarım
Bu gece farklı bir istek var içimde yazmaya karşı.Farklı duygular var içimde..Eskiye gittim biraz,fotoğraflara baktım..Son 3-4 yıllık geçmişe bir göz attım.Radyoda eski 45 lik Zeki MÜREN-Veda Busesi...
Önce Instagram a fotoğraf atmayı düşündüm.Sonra yazmaya karar verdim.Her zaman bu kadar istek olmuyor içimde açıkçası. Hazır ilham gelmişken değerlendirmek istiyorum bu anı-duyguları.
Belki kimse görmeyecek,belki 15-20 kişi... Zaten istediğim şey duygularımı aktarabilmek. Herhangi bir nesneye,kişiye. Bunun önemi yok.
Son 3-4 yıl dedim de ne güzel zamanlar yaşamışım,yaşıyorum ve inanıyorum yaşayacağım da. Söke ye atanmak bir dönüm noktası olmuş benim için. En güzel arkadaşlıklar,en samimi öğrenciler,en özgür yaşam... Zor koşullar bizi birbirimize daha bir sıkı bağlamış,geniş bir aile kurmuşuz ordaki arkadaşlarımla. Hiç atlamamışız doğum günlerimizi,hastalıkları,ölümleri. Büyük şehirlerin uzak mesafeleri insanların hislerine yansıyor sanki. İşte bu yüzden seviyorum küçük yerleri. Bir sokak ötede çalabileceğin bir kapının olmasını. Hemen her akşam bir araya gelip soğuk evlerimizi ısıtan sıcaklığı. Sizi çok özledim canlarım..






Canım öğrencilerim şu an ne yapıyorsunuz acaba. Hiç unutmadım sizi 8-B sınıfı. En son gün kupayı almıştınız sizin için aldık hocam size hediye ediyoruz demiştiniz. Öğretmenliğin hazzına vardığım ender anlardan birini yaşadım o gün. 5-C sınıfı şimdi kocaman oldunuz biliyorum.Masumiyetinizi yitirmeyin sakın demiştim size.Umarım hala tertemiz kalmayı başarabilmişsinizdir.

Ve siz canım ailem uzaklığın en zor yanı sizden ayrı kalmak. Ayşem İstanbul hatıralarımıza da baktım. Yorgun,kızgın bir günden bile keyif aldık seninle. Keşke her istediğimde gelebilsem yanınıza.
Annem,babam,ablam hepinizi çok özledim. Çok özledim. Çok...




13 Mayıs 2015 Çarşamba

Yeniden Merhabalarrrrr :))

merhaba sevgili okurlarım,takipçilerim;
uzun süre oldu görüşmeyeli.bu arada uzun uzun anlatmalık değişiklikler oldu aslında :)
öncelikle güzel bir haber vereyim hayatımdaki en değerli insanla 29 mart 2014 tarihinde tanıştım.uzun bir muhabbet ve güzel bir akşam yemeğinden sonra evliliğimiz için ilk adımı atmış olduk.zaman ikimiz için de hızlı akıp geçti ve 11 ağustos 2014 te nişanımız,08 kasım 2014 te de nikahımızı yaptık.şimdi de düğün hazırlıkları devam ediyor.düğünümüz 03 ağustosta olacak.şimdiden sardı heyecan bizi.umarım hiçbir sıkıntı yaşamadan düğünü de atlatırız.
Bir de İzmir e tayinim çıktı dostlar :) çocukluğumda hayallerimin şehriydi izmir.hayallermdeki insanla halimdeki şehri yaşamanın keyfi bambaşka.her şey gönlüme göre oldu anlayacağınız :)
şimdi ev sıkıntımız var birazcık ama o da düzelir inşallah en kısa zamanda...
artık biraz daha sık yazmaya çalışacağım sizlere.yemek tarifleri paylaşılmaya devam edilecek elbette ama bunun yanında düğün aşamasında olduğum için sizinle bazı fikirlerimi de paylaşacağım izninizle ;)
en kısa zamanda görüşürüz

21 Kasım 2013 Perşembe

MiNi MiNi BeŞlEr :)

Güzel bir perşembe gününün ardından herkese iyi akşamlar öncelikle.Bugün yine dolu dolu geçti.Telefondan bilgisayarıma resimleri aktarırken minik 5 lere dengeli beslenme yaptırdığım güne takıldı gözüm.Öyle güzel fotoğraflar varki içten,samimi..Çocukluğumu hatırlattı bana duygusala bağladım..


Çok eğlendik o gün..Bir kez daha iyiki öğretmen olmuşum dedim :)
Akşamda sevgili Pınarcığım yemeğe çağırdı beni.Yemek sonrası da Aşure yedik afiyetle sıcak sıcak onu da resmettim tabiki:)
Pınarcımın annesine de teşekkürlerimi sunuyorum tekrar.
Bende onlara sarmamdan götürdüm pişirip;
Okuldan blogumu okuyan arkadaşlara da yarın ikram edeceğim tabiki :)
Herkese selamlar,iyi akşamlar


 

20 Kasım 2013 Çarşamba

SARMALARIM

Selam :)
Bir günlük aradan sonra tekrar yazmaya karar verdim.Merak etmeyin ama dünün telafisi için süper bir tarif yayınlayacağım sizlere.Hatta iki bile olabilir :)
Tabi dün yazmayınca blogumun tıklanma oranı oldukça düşmüş.Ama canlı tutmak için elimden geleni yapacağım.
Bugünde rutin günlerden biriydi.Ama öğle arası baktığımız fal ve yapılan yorumlar benim için çok değerliydi.Güzel dilekler ve hisler için sevgili öğretmen arkadaşlarıma çok teşekkür ederim :) Faldakilerin bir an önce çıkmasını da dilerim :))
Gelin gelelim tarifime:
ETLİ YAPRAK SARMASI
Malzemeler :
1 Bardak kadar kuyruk yağı (yoksa zeytinyağı kullanın)
250 gr kıyma
Kemikli et
1 kase bardağı bulgur
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
Karabiber
Pulbiber
Tuz(yaprak tuzluysa tuza gerek yok)
Yapılışı :
Bulgur kaynar suda şişirilir.üzerine tüm malzemeler eklenip yoğrulur.Sarmayı yapacağımız tencerede yağı yakıp salça yakılır.Üzerine kemikli et eklenir.Sonra sarma bilinen yönteme göre sarılır.


Benim çok zamanımı aldı ama değdi doğrusu:)Piştikten sonra diğer resimleri de ekleyeceğim.
Ne diyelim yeme de yanında yat derler ya aynen öyle oldu bu (:


18 Kasım 2013 Pazartesi

İYİ GECELER CANIM OKURLARIM

Yorgunum,uykum da var ama sizlere iyi geceler demeden uyumayayım dedim.Bloga yazmak zorunluluk haline geldi :)
Aslında az önce okuduğum bir haberden dolayı biraz buruk bir iyi geceler oldu bu..
Büyük usta Nejat Uygur u kaybetmişiz.Birazcık araştırma yaptım hakkında sizlerle de paylaşmak istiyorum
Nejat Uygur heykelcilik fakültesinde okuyormuş ama bırakmış.Değişik sporlarla ilgilenmiş.65 yıldan fazla süredir tiyatro ile ilgilenmiş.55 ten fazla ödül almış,1998 yılında Devlet Sanatçısı unvanını almış...Bu kadar kısıtlı anlatmak doğru değil belki ama yaşamını uzun yıllardır tiyatro alanı ile sürdüren bu insan hakkında kayda değer bilgi bulamadım.belki ölümünden sonra birkaç köşe yazısı daha yazılır.Belki de adına yeni kurumlar kurulur.Her zaman öyle olmamışmıdır zaten...
Benim de hemşerim ayrıca...
Hastalığı ve yaşamının son dönemlerinde geçirdiği günlerini anlatmak istemiyorum.Biz en iyisi onu her oyununun sonunda olduğu gibi gülümseyerek hatırlayalım.Kendisine Allah'tan rahmet,yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Yarın görüşmek üzere...

Günlük

SELAM :)
Az önce okuldan geldim.Hemen blogumun başında buldum kendimi.Birazcık gün içerisinde yaptıklarımdan ve yapacaklarımdan bahsedeyim dedim.
bugün okuldan erken çıktım.Gerçi rutin günlerdendi ama bağırmaktan boğazım ağrımış şuan hissedebiliyorum :)Yarın daha da yoğun olacak nöbet varrr kurs varrr :(ayyy bir de yoğurt yapcam onu unutmuştumm.7/24 mesai oldu benimkisi.
 Eve gelip Türk filmi açıp kahvemi aldım elime:)birazdan da ne zamandır elimde olan Dan BROWN ' un Cehennem adlı kipatını okuyacağım kısmet olursa.Bugün tarif vermicem haftasonu hazırladıklarım bitmedi çünkü.Ama önceden hazırlamış olduğum tariflerden akşam bir sürpriz yayınlarım belkim bakalım.
Kitap demişken Canan Tan'ın En Son Yürekler Ölür adlı kitabında çok sevdiğim bir bölüm vardı.Ölüdeniz'in efsanesini anlatmış.Birden aklıma geldi.Sizlerle de paylaşayım.
Ortaçağda Suriye ve Mısır'dan kalkan gemiler Yunanistan ve Oniki Adalar'a mal taşırlarken buralardan geçerlermiş.Gemileri için gerekli olan suyu da bu koylardan alırlarmış.
Günlerden bir gün suyu biten teknelerden birinin yaşlı kaptanının genç ve yakışıklı oğlu su almak için geldiği bugünkü Belcekız Koyu'nda,güzeller güzeli Belcekız'la tanışır.O kadar güzeldir ki Belcekız,genç kaptan görür görmez aşık olur bu Yörük kızına.Belcekız'ın içi de bir hoş olmuştur genç kaptanı görünce.O günden sonra,koyu çepeçevre saran dağların yamaçlarında genç kaptanın gelişini özlemle bekler Yörük kızı.Genç kaptan su alma bahanesiyle koya geldikçe sık sık buluşmaya başlarlar.
Bir gün baba-oğul iki kaptan bu koyun açıklarında fırtınaya tutulurlar.Genç kaptan,Belcekız'la buluşmalarından bu koyun bütün özelliklerini bilir.Dağların arasında rüzgarsız,kapalı,küçük bir koyun daha olduğunu,oraya sığınabileceklerini söyler babasına.Ancak oğlunun gönül macerasını bilen yaşlı kaptan,onun kızı görmek uğruna gemiyi parçalayabileceğini düşünerek kabul etmez.Aralarındaki tartışma öyle çetin bir kavgaya dönüşür ki yaşlı kaptan tam kayalıklara çarpacaklarını sandığı anda,bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar.O an denizin çarşaf gibi dümdüz,rüzgarsız bir koya açıldığını görür ama,iş işten geçmiştir...
Tepedeki kayalıkların üzerinde sevgilisinin gelişini bekleyen Belcekız,onun öldüğünü görünce kendini kayalıklardan aşağı bırakır.
O günden sonra güzeller güzeli Yörük Kızı'nın canına kıydığı koya Belcekız,genç kaptana mezar olan diğer koya Ölüdeniz adı verilir.

Ne güzel bir hikaye değil mi..Allah bizede efsane aşklar nasip etsin diyeliiimmm..

Birazdan spora gidicem.Allahımmm çooookkkk yoğunum çokkk:)
sizlere iyi okumalarrr bana iyi sporlarrrrrr
HOŞÇAKALIN...

17 Kasım 2013 Pazar

tekrar merhabaaaaaaaaaaaa:)
çoookkkk yoğun bir günün ardından blogumla biraz ilgilenip yoğun akışa bırakıcam kendimi tekrar.bu aralar o kadar hızlı akıp gidiyor ki zaman...haftaiçi okul haftasonu ev işleri derken bir de bu blogu açtım başıma :)
ama günün sonlarına yaklaşırken hazırladığım çorbayı içip tekrar enerji doldum :)
sabahtan beri kemikli etlerimle uğraşıyorum sonunda onları da değerlendirdim.suyuna da çok lezzetti ve sağlıklı bir çorba yaptım.birazdan yayınlayacağım tarifesini sizlere :) resmini de çektim sıcak sıcak :)
EZOGELİN ÇORBASI
Malzemeler :
Yarım su bardağı mercimek
1 çorba kaşığı pirinç
1 adet kuru soğan
Et suyu
1 çorba kaşığı un
Tereyağı
Pulbiber
Kekik
Nane
Tuz
Yapılışı :
Soğan,mercimek ve pirinç haşlanır.haşlandıktan sonra blenderdan geçirilir.ayrı bir kapta un yağda kavrulur.üzerine ılık su eklenir.krema kıvamına gelince üzerine blenderdan geçirdiğimiz karışım eklenir.kısık ateşte pişirilir.en son tereyağında kırmızı biber,nane,kekik yakılır.çorbanın üzerine eklenir.(bu aşamada en çok sevdiğim de cızzzzz sesi ve müthiş koku :)
Afiyet bal şeker olsunnn
işte bu da resmisi :
hadi şimdi ben kaçar akşam oturmasına gideceğim.bugün geç oldu ama siz de yarın akşam için deneyinn :)